Kardeşler Arası Kıskançlık

Musa Kâzım GÜLÇÜR

12 Eylül/2019

Kardeşler Arası Kıskançlık Giriş

Bu yazımız “kardeşler arası kıskançlık” konusunu ele almaya çalışacaktır. “Eşler arası kıskançlık” ise ayrı bir konu olup bu yazıda değinilmeyecektir.

“Kıskançlık” kelimesi kısaca, insanların, sevgi gibi bir başkasına bağlanma yoluyla oluşan değerli ruhsal kaynağının tehlikede olduğunu algılamasıdır. Çünkü bağlandığı kişi, bu değerli kaynağı yani sevgiyi, üçüncü bir şahısla paylaşmaya çalışmaktadır. Önemli bir sevgi bağının, bir rakiple kaybedilmesi tehdidi ortaya çıktığında yaşanan bir duygudur kıskançlık. Birçok ebeveyn için, özellikle yeni doğmuş bir kardeşin gelişi, çocuk kıskançlığı ile ilk karşılaşılan zamanlardır.

Kardeşler arası kıskançlık, “anne, baba gibi figürlerin sahiplenilmesi ve diğer kardeşlerden daha fazla sevilme isteği ya da diğer kardeşlerin sahip olduğu imkânları çekememe” anlamına gelir. Kıskançlıkla birlikte çoğu zaman öfke, değersizlik, mutsuzluk, yalnızlık ve çaresizlik gibi duygular da yaşanır. Ebeveyn tarafından çocukluğunda yeterince ilgi ve sevgi görmeyen, aşağılanan, insan yerine konmayan, fikri sorulmayan çocuk, kendine güvensiz bir kişilik yapısı geliştirir.

Çocukluktan itibaren bilhassa aile ortamında filizlenen ve insan ruhuna yerleşebilen kıskançlık, ergenlik ya da yetişkinlik dönemlerinde ise genellikle öfke gibi olumsuz duygusallığın bir türevi olarak ortaya çıkar. Kardeşler arası kıskançlık, içsel kontrol dinamiğine sahip, insan yaşamını bozan, nispeten gizli kalabilen zihinsel bir problemdir ve kolayca da teşhis edilememektedir. Kardeşler arası kıskançlık, kişinin başarısız olduğu yerlerde, başarılı bağlantı kurmayı başarabilen bir başka kardeşin / kardeşlerin olduğu algısıdır.

Kardeşler arası çekişmelerin önemli bir kaynağı, özellikle içinde bulundukları yaş dönemleridir. Mesela, beş yaşındaki bir kardeşin bitmek bilmeyen “neden?” soruları on bir yaşındaki abla ya da ağabey için dayanılmaz olabilir. Veya sessiz kalıp kendi başına oyuncakları ile oynamayı tercih eden küçük çocuğun odasında fırtınalar estiren bir büyük kardeş anlaşmazlığa sebep olabilir.

Kardeş kıskançlığı anne-baba sevgisini kendi tekeline alma isteğinden de kaynaklanabilir. Annesini-babasını çok seven bir çocuk ebeveynini diğer kardeşten ya da kardeşlerden kıskanabilir. Kimi çocuklar kıskançlığını doğrudan açığa vurmaz. Kardeşine büyük bir düşkünlük gösterir. Aslında çocuk, kıskançlığını içine atmıştır. Kardeşine yapmacık bir sevgi gösteriyordur.

Kıskançlık, insanlık var olduğundan beri görülen bir duygudur. Kıskançlık hayatın farklı aşamalarında aynı şiddette cereyan etmeyebilir. Herhangi bir erken negatif özelliğin daha sonraki dönemler ve yıllarda da süreceğine dair açık bir veri bulunmamaktadır.

Kardeşler Arası Kıskançlığın Kontrol Altına Alınması

Anne- baba olarak yapılması gereken, çocuğa kıskanç olmamayı öğretmek değil, çocuğun kıskançlık hissettiğini fark etmesini, bu duygusunu nasıl ifade edebileceğini ve üstesinden gelebileceğini öğretmektir.

Böylesine hassas ve karmaşık bir konuda her duruma uyacak pratik öneriler sunabilmek oldukça zordur. Prensip olarak çocukları dinlemek, davranışlarının nedenlerini anlamaya çalışmak ve kendi tutum ve davranışlarımıza dikkat etmek gerekir. Olayları ve durumları çocukların gözüyle değerlendirebilme yeteneğimiz olmalıdır.

Bu hususta büyük kardeşe düşen görevler onun anlayabileceği şekilde anlatılabilir. Büyük kardeş, yeri geldiğinde önemli görevler ifa edebilecek bir potansiyele sahip olduğu ona hem tutum hem de davranışlar yolu ile yansıtılabilir. Çünkü Efendimiz (sas), büyük biraderin İslam’da özel bir yerinin olduğunu ifade etmiş, sahabeden Küleyb el-Cühenî (ra), Resülullah’ın (sas), “En büyük kardeş, baba yerindedir”[1] buyurduğunu rivayet etmiştir. Şüphesiz bu hüküm, büyük kardeşin küçüklerin bakımı ve eğitim sorumluluğunu kısmen de olsa üstlenebilmesinden kaynaklanmaktadır.

Buna göre ebeveyn, büyük oğlunun gönlüne, küçüklere sevgi ve şefkati, küçüklerin gönlüne de büyüğe saygıyı yerleştirirse, o zaman aile nizamı daha dengeli bir şekilde yürür. Böylece, herhangi bir uyarı ve hatırlatmaya dahi gerek kalmadan herkes diğerine karşı yapacağı vazifeyi bilir hale gelir.

Sonuç

Kardeşler arasındaki kıskançlığı tatlı bir rekabete ve yarışa dönüştürmek, çocukların bedensel ve duygusal enerjilerini harcayabilecekleri oyun ortamları hazırlamak, bazen de iyi geçindikleri, güzelce oynadıkları anlarda onları ödüllendirmek, anne-babalara yapılabilecek diğer tavsiyelerdir. Kısaca bazı öneriler şu şekilde düşünülebilir:

1. Yanlış eğitimden sakınınız. Bu yanlış eğitim, mesela en büyük çocuğu hep hatalı gördüğünüzde veya küçüğü devamlı kurtarma ve koruma gayretlerinizde daha açık hale gelir. Çoğunlukla en küçük çocuk sırf kendisini korumanız için sizin görmeyeceğiniz bir anlaşmazlık çıkarır. Siz de tabi bir netice imiş gibi büyüğü paylarsınız. Bunun tam tersi durumlar da olabilir. Dolayısı ile alabildiğine hassas, adaletli ve dikkatli bir şekilde onlara eşit davranmaya çalışınız. Problemlerini kendilerinin de çözme yeteneklerine duyduğunuz güveninizi dile getiriniz veya onları ayırınız.

2. Çocuklarınızın her biriyle her gün eşit vakit geçirdiğinizden emin olunuz. Eğer bir çocuk diğerini kıskanıyorsa, ona her bir çocukla beraber olmak istediğinizi ve sırasının geleceğini bildiriniz. Bu şekilde zorlanacaksanız aynı anda ilgilenmeye çalışınız.

3. Kardeşler arasında ayrım yapmama konusunda özellikle dikkatli olunuz ve bir kardeşin olumsuz tutumundan dolayı kabahati olmayan diğer kardeşi sorumlu tutmayınız.

4. Çocuklar arasında, onlara ehemmiyet verme, yüceltme, onları onurlandırma vb. konularda cinsiyet ayrımı yapmayınız. Mesela, birkaç kız veya birkaç erkek çocuktan sonra doğan çocuğu diğerlerinden daha fazla sevme, ona karşı daha hoşgörülü olma gibi bir tutumun kardeşler arasındaki ilişkileri olumsuz etkileyebileceğini unutmayınız.


[1] Beyhakî, Şuabu’l-Îmân, C. 9, s. 314 (Hadis no: 7554); Taberânî, el-Mu’cemu’l-Kebîr, C. 19, s. 200 (Hadis no: 450); İbnu’l-Esîr, Üsdü’l-Ğâbe fî Ma’rifeti’s-Sahâbe, C. 4, s. 471; Heysemi, Mecma, C. 8, s. 190 (Hadis no: 13438).

© Her hakkı mahfuzdur. İşbu web sitesi ve içeriğine ilişkin tüm fikrî haklar ile her türlü telif hakları www.dinveilim.com sitesine ait olup, 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. www.dinveilim.com internet sayfalarındaki yazıların, bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır. Ancak www.dinveilim.com sitesinde yer aldığının belirtilmesi ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s