Kur’ân-ı Kerîm’de ve Hadîs-i Şerîflerde İffet/Vakar

Musa Kâzım GÜLÇÜR

2 Mart/2020

İçindekiler

Giriş 1

Kur’ân-ı Kerîm’de İffet 2

Hadîs-i Şeriflerde İffet 5

Dilde İffet 7

Sonuç 7

Giriş

“İffet” lügatte, çirkin bir şeyden elini çekmek ya da bir şeyin azlığı manasına gelmektedir. Istılahta iffet, bir kimsenin şer’i şerîf dairesinde kalıp, fısk u fücurdan uzak durmasıdır.[1]

İffet’i, insanın nefsinde şehvetin galip gelmesini önleyici bir hale bürünmesi[2] şeklinde tarif edenler olduğu gibi, nefsi hayvânî dürtülere karşı zapt u rabt altına almak, gayr-ı meşru bütün arzuları terk etmek[3] şeklinde kabul edenler de olmuştur.

İffet”, kişinin ilim ve marifete yönelmesinde, hayatını dinin emir, nehiy ve tavsiyeleri doğrultusunda devam ettirmesinde de önemli bir amildir. İffet sayesinde insanın akıl, ruh ve beden sağlığı muhafaza altına alınmış olur. İffetli insan, arkadaşları tarafından aranan ve sevilen, mürüvvet ve insanlıkla muttasıf, hiç kimseye zarar ve zulmü amaçlamayan, Allâh’a yakınlığı hedeflemiş, yalan, gıybet, lanet ve iftiradan uzak Allâh yolunda bir mücahiddir.

Namuslu, şerefli, ahlâklı, izzetli, haysiyetli, çalıp çırpmayan, haramlardan sakınan ve namusunu koruma mevzuunda fevkalâde hassas davranan kimseler için de “afîf” tabiri kullanılmaktadır. Dolayısı ile iffet, meşru daire içinde yaşayıp gayr-i meşru sahaya nazar etmeme, el uzatmama, adım atmama demektir.

İffet” güzel ahlâk esaslarından birisi iken, iffetin zıttı olan “cimrilik ve tamahkârlık” da kötü ahlâk çekirdekleridir. Güzel ahlâk esası olan iffet ise edebi mükemmelleştirmekte, söz ve fiilde, işitme ve bakışta, yemede ve içmede bireyi nefsine karşı tam bir murakıp ve muhasip vakarlı bir insan haline getirmektedir.

Kur’ân-ı Kerîm’de İffet

 “İffet” kelimesi Kur’ân-ı Kerîm’de, yan ve destek anlamları dâhil etmeden söylersek, görebildiğimiz dört anlam tabakası halinde kullanılmaktadır:

1. “İffetli yani vakarlı olmaları sebebi ile, ihtiyaç içerisindeki askerlerimizin, etraflarındaki zenginlerce desteklenmeleri gereği.”

لِلْفُقَرَاءِ الَّذٖينَ اُحْصِرُوا فٖى سَبٖيلِ اللّٰهِ لَا يَسْتَطٖيعُونَ ضَرْبًا فِى الْاَرْضِ يَحْسَبُهُمُ الْجَاهِلُ اَغْنِيَاءَ مِنَ التَّعَفُّفِ تَعْرِفُهُمْ بِسٖيمٰیهُمْ لَا يَسْأَلُونَ النَّاسَ اِلْحَافًا وَمَا تُنْفِقُوا مِنْ خَيْرٍ فَاِنَّ اللّٰهَ بِهٖ عَلٖيمٌ

“(Sadakalar, yardımlar) kendilerini Allah yoluna adayan, yeryüzünde (ticaret için) dolaşmaya güç yetiremeyenler içindir. İffetlerinden dolayı (dilenmedikleri için), bilmeyen onları zengin sanır. Sen onları yüzlerindeki alametlerden tanırsın. İnsanlardan arsızca (bir şey) istemezler. Siz hayır olarak ne verirseniz, şüphesiz Allah onu bilir.” (Bakara, 2/273)

Bu ayet-i kerimede, iffetli ve vakarlı kimselerin beş kadar özelliği ve bu iffetli/vakarlı kimselerin kimler olduğu ile ilgili ayrıntılar yer almaktadır. Şimdi bu ayrıntılara kısaca temas etmeye çalışalım.

Ayet-i kerimede bu iffetli/vakarlı kimselerin birinci özelliği, (الَّذٖينَ اُحْصِرُوا فٖى سَبٖيلِ اللّٰهِ) “kendilerini Allâh yoluna adamış” olmalarıdır. Adanma durumu (اُحْصِرُوا) “kendilerini adamışlardır” kelimesi ile anlatılmaktadır. Dolayısı ile anlam, bilhassa da askerlerimiz için “onlar kendilerini cihada ve savaşa hasredip, vakfetmişlerdir” şeklinde olur. Çünkü (فٖى سَبٖيلِ اللّٰهِ) “Allah yolunda” ifadesi, Kur’an-ı Kerîm’in anlam örgüsünde “cihat/savaş” manasına tahsis edilmiş durumdadır. Bu da günümüz için şu anda Mehmetçiklerimizin, askerlerimizin ve komutanlarımızın durumlarıdır.

Durum böyle olunca, askerlerimize maddi açıdan destek olmak, şu açılardan oldukça önemli İslâmî, vatanî, millî ve ahlâkî bir davranıştır:

a. Askerlerimizin bilhassa maddi ihtiyaçları giderilmiş olur.

b. Maddi yardımlarla askerlerimizin sadece maddi durumları değil, aynı zamanda psikolojik üstünlükleri de temin edilmiş olur.

c.  Askerlerimizin maddi anlamda takviyesi vesilesi ile hem dinimiz hem vatanımız hem bayrağımız hem de milletimiz takviye edilmiş olur.

İffetli/vakarlı kimselerin ikinci özelliği, (لَا يَسْتَطٖيعُونَ ضَرْبًا فِى الْاَرْضِ) “yeryüzünde (ticaret için) dolaşma imkânlarının olmamasıdır.” Askerlerimiz, kendilerini din, vatan, millet ve bayrak için Allah yoluna hasretmişlerdir. Din, vatan, millet ve bayrak için savaşma işi ile meşgul olmaları, askerlerimizin maişet ve ticarete yönelmelerine manidir. Şayet kendilerini böyle Allâh, vatan, millet ve bayrak için adamamış olsalardı, düşman unsurların milletimizi ve memleketimizi parçalayıp yok etmeleri adeta anlık bir durum haline gelirdi.

İffetli/vakarlı kimselerin üçüncü özelliği, ayet-i kerimenin ifadesi ile (يَحْسَبُهُمُ الْجَاهِلُ اَغْنِيَاءَ مِنَ التَّعَفُّفِ) bilhassa da “cahil insanların bu vakarlı askerlerimizi zengin zannetmeleridir.” Halbuki özellikle de ticaret erbabı gibi zengin değillerdir ve mutlaka milletimiz tarafından maddi olarak desteklenmeleri gerekir.

Ayet-i kerimede yer alan dördüncü özellik, (تَعْرِفُهُمْ بِسٖيمٰیهُمْ) “Sen onları simalarından tanırsın” cümlesidir. Bu cümleden de askerlerimizin alâmetlerinin tevazu ve huşu olduğu, bu yüzden onlara “Mehmetçik” dendiği, Allah’ın bu samimi ve ihlaslı kullarının, milletin gönlünde ve kalbinde önemli bir ağırlıkları olduğu, duruşlarının, tutumlarının ve simalarının vakar ifade ettiği, böyle bir tanınırlıkları ve alametleri bulunduğu anlaşılır. Onları gören herkes etkilenir ve onlara hayranlıkla bakar. Düşmanlar ise onlardan ürker ve korku duyarlar.

Ayet-i kerimede yer alan beşinci özellik, (لَا يَسْأَلُونَ النَّاسَ اِلْحَافًا) “insanlardan ısrar ederek (bir şey) istemezler” cümlesidir. Mehmetçiklerimiz, insanlardan ısrarla yardım talebinde bulunmazlar. Çünkü vakarları buna manidir. Fakat yine de ordumuz için açılacak ve oluşturulacak yardım kampanyalarına, bilhassa da zengin ve ticaret erbabı kimseler tarafından hem açık hem de gizli bir şekilde destek verilmesi gereği, bir sonraki ayet-i kerimede muhtemel bir vatan istilası korkusunun ve üzüntüsünün ancak bu şekilde davranıldığında yok olacağı ihtarı ve müjdesi ile şu şekilde beyan edilmektedir:

اَلَّذٖينَ يُنْفِقُونَ اَمْوَالَهُمْ بِالَّيْلِ وَالنَّهَارِ سِرًّا وَعَلَانِيَةً فَلَهُمْ اَجْرُهُمْ عِنْدَ رَبِّهِمْ وَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ

Mallarını gece gündüz; gizli ve açık Allah yolunda harcayanlar var ya, onların Rableri katında mükâfatları vardır. Onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olacak değillerdir.” (Bakara, 2/274)

Bu âyet-i kerimede yer alan (فٖى سَبٖيلِ اللّٰهِ) “Allah yolunda” ifadesi, hemen bir önceki ayet-i kerimede yer alan (فٖى سَبٖيلِ اللّٰهِ) “Allah yolunda” ifadesini anlam itibarı ile tamamlamaktadır. Savaşan askerlerimizden şehid olan, yaralanan ya da bir şekilde sakat kalanlar yeryüzünde ticaret amacı ile faaliyet gösteremeyecekleri için, maddi yardımlar vesilesi ile onların ihtiyaçları karşılanmış olacaktır. Askerlerimizin maddi anlamda takviye edilmeleri İslâmî, vatanî, millî ve ahlâkî bir görevdir.

2. “Zengin velilerin korumakla sorumlu olduğu yetimlere ait emanetlere kesinlikle göz dikmemeleri ve o emanetlere asla el uzatmamaları.”

Bu durum Nisa, 4/6 ayet-i kerimesinde anlatılan durumdur. Ayet-i kerimede, yetimin vasisinin ihtiyacı nispetinde o maldan yiyebileceği, ancak zengin ise kaçınması ve yetimin malına el uzatmaması emredilmektedir. Çünkü yetimlerin mallarını haksız bir şekilde yiyenler (Nisa, 4/10) aslında karınlarına ateşten başka bir şey doldurmamaktadırlar.

3. “Henüz mali imkân bulamayıp da evlenememiş erkeklerin ahlâklı yaşamaları.”

وَلْيَسْتَعْفِفِ الَّذٖينَ لَا يَجِدُونَ نِكَاحًا حَتّٰى يُغْنِيَهُمُ اللّٰهُ مِنْ فَضْلِهٖ

“Evlenmeye güçleri yetmeyen erkekler, Allah kendilerini lütfuyla zengin edinceye kadar iffetlerini korusunlar.” (Nur, 24/33)

Yüce Allah bu âyet-i kerime ile, herhangi bir şekilde evlenme imkânı bulamayan kimselere iffetli olmalarını emretmiştir. Mal sahibi olamamak çoğunlukla evlenme engellerinden görüldüğünden ötürü, böyle bir kimsenin az miktardaki düğün masrafına razı olacak bir eş bulabileceği ya da Allâh’ın lütfuyla yeterli mali imkana kavuşacağı ana kadar iffetli yaşaması istenmiştir. “İffetli olma” emri, hangi sebepten ötürü olursa olsun, nikahlanma imkânı bulamayan herkese yöneliktir. Oruçla dahi olsa, iffetli kalmanın yolları mutlaka bulunmalıdır.

4. “Yaşlanmış da olsalar kadınların, namahrem erkeklere karşı tesettüre dikkat etmeleri.”

وَالْقَوَاعِدُ مِنَ النِّسَاءِ الّٰتٖى لَا يَرْجُونَ نِكَاحًا فَلَيْسَ عَلَيْهِنَّ جُنَاحٌ اَنْ يَضَعْنَ ثِيَابَهُنَّ غَيْرَ مُتَبَرِّجَاتٍ بِزٖينَةٍ وَاَنْ يَسْتَعْفِفْنَ خَيْرٌ لَهُنَّ وَاللّٰهُ سَمٖيعٌ عَلٖيمٌ

“Artık evlenme ümidi beslemeyen, hayızdan ve doğumdan kesilmiş yaşlı kadınların ziynetlerini göstermeksizin dış elbiselerini çıkarmalarında kendileri için bir günah yoktur. Ama yine de iffetli davranmaları onlar için daha hayırlıdır. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.” (Nur, 24/60)

İffetin bu anlam tabakasını, daha önce yayınladığımız “Tesettür II” başlıklı yazımızda tahlil etmeye çalışmıştık.

İnsanın kendi el emeği ve alın teriyle kazandığına razı olması, başkasının malına göz dikmemesi, daha çok kazanma ve daha rahat yaşama hırsıyla gayr-i meşru daireye el uzatmaması ve dilencilik yapmaması iffetin diğer renkleridir. Kur’an-ı Kerim, ihtiyacı olduğu halde dilenmeyenleri takdirle anmış ve onların bu övgüye değer tutumlarını da iffet çerçevesine dâhil etmiştir.

Hadîs-i Şeriflerde İffet

Resul-ü Ekrem Efendimiz’in (sas) sabah-akşam tekrar ettiği dualardan biri şu niyazıdır:

Allah’ım! Senden hidayet, takva, iffet ve gönül zenginliğiyle beraber başkalarına muhtaç olmayacak kadar rızık istiyorum.[4]

Ebu Said el-Hudri’den rivayet edildiğine göre Ensar (ra)’dan bazı kimseler, Resülullah (sas)’dan bir şeyler talep ettiler. Efendimiz (sas) de istediklerini verdi. Sonra tekrar istediler, O yine istediklerini verdi. Sonra yine istediler, O isteklerini yine verdi. Yanında mevcut olan şey bitmişti; şöyle buyurdular:

Yanımda bir mal olsa, bunu sizden ayrı olarak (kendim için) biriktirecek değilim. Kim iffetli davranır (istemezse), Allah onu iffetli kılar. Kim istiğna gösterirse Allah da onu gani kılar. Kim sabırlı davranırsa Allah ona sabır verir. Hiç kimseye sabırdan daha hayırlı ve daha geniş bir ihsanda bulunulmamıştır.[5]

İyaz İbnu Hımar’dan rivayet edildiğine göre Resülullah (sas) buyurdular ki:

Cennetlikler üç kısımdır:

1-Kuvvet sahibi, adaletli, sadaka veren ve muvaffak olanlar.

2-Bütün yakınlarına ve Müslümanlara karşı merhametli ve yumuşak kalpli olanlar.

3-İffetli, namuslu ve çoluk çocuk sahibi olanlar.[6]

Ka’b bin Ucre radıyallâhü anh anlatıyor: “Bir adam Nebiyy-i Muhterem (sas)’e uğramıştı. Resülullah’ın (sas) ashabı, bu adamın kuvvet ve kabiliyetini görünce,

− “Yâ Resulallah, bu adam Allah yolunda cihad etseydi ne güzel olurdu”, dediler. Resülullah (sas) şöyle buyurdu:

− “Bu adam, küçük çocuklarının geçimini temin etmek için çıktı ise, Allah yolundadır. Yaşlı anne ve babasına hizmet için evinden çıkmışsa, Allah yolundadır. Çalışıp, iffetli bir şekilde nefsini dilencilikten korumak için çıkmışsa, Allah yolundadır. Ailesinin geçimini temin etmek için çıkmışsa, Allah yolundadır. Ama (çalışıp kazandığının) çokluğuyla övünmek, (zenginliğiyle gururlanmak) için çıkmışsa, tâğutun (şeytanın ve nefs-i emmârenin) yolundadır.[7]

(Abdullah) bin Ömer ve Âişe (r. anhüm)’den riva­yet edildiğine göre; Resülullah (sas) şöyle buyur­muştur:

Kim hakkını talep ederse bunu imkân nispetinde iffetle (günahlara gir­mekten sakınarak) istesin.”[8]

Ebu Hüreyre (ra)’ten rivayet edildiğine göre, Resülullah (sas) bir hak sahibine şöyle buyurdu:

“Sen hakkını, ister tam isterse de eksik olsun ama iffetle (günahlara girmekten sakınarak) al.”[9]

Burada zikrettiğimiz özellikle son iki hadîs-i şerîfte geçen “afâf” kelimesi “haramlardan sakınmak” anlamına gelmektedir. Bu hadislerde, kişi hakkını talep eder­ken haramlardan tam sakınması, tam sakınma mümkün olmadı­ğı takdirde ise imkân nispetinde sakınma gayreti içinde olması, dolayısı ile hakkını meş­ru bir şekilde talep etmesi istenmektedir.

Ancak bu hadislerdeki; “tam veya noksan” ifadesi “hak” kelimesinin hâli olabilir. Bu durumda hadisin anlamı; “alacaklı şahıs, hakkını ister tam isterse de noksan olarak alsın, fakat her iki durumda da hakkını, günahlara girmekten sakınarak talep etsin” manasına gelmektedir.

Dilde İffet

Beyan yani ifade kabiliyeti Allah (cc) tarafından insana verilmiş en önemli nimetlerden birisidir (Rahman, 55/4) Bu sebeple dilin, hayır ve iyilikten başka amaçlarla kullanılmaması, dilin iffet ve nezahetinin korunması önemli bir vazifedir.

Dilde iffet, insanda güzel ahlâkın gelişmesi ve yerleşmesinin en önemli saiklerinden birisidir. Dilde iffet, kişinin hayır ve şerri ayırabilmesini, faziletler ve reziletler arasındaki farkı rahatlıkla görebilmesini sağlayan bir dinamiktir. Ancak iman eğitimindeki zayıflık, kötü arkadaş çevresi, emr-i bi’-ma’rûf ve nehy-i ani’l-münker’in önemsenmemesi, cehâletin yaygınlaşması, kişinin ahlâkını bozacak seviyede olan basın ve yayın kişideki iffet donanımını pörsütebilecek ya da yok edebilecek en önemli tehlikelerdendir.

Bir taraftan kötü düşünmeme, eksik ve kusurları araştırmama, gıybet ve dedikoduculuk yapmama, aşağılayıcı ve alaycı bir tarzda konuşmama, kaba ve küfürlü sözler kullanmama, yalan söylememe ile dil iffeti korunmaya çalışılırken; diğer taraftan boş ve malayani sözler dinlememe ile de kulağın iffetini önemsemekte büyük fayda bulunmaktadır.

İsfahânî, “kişi; el, dil, kulak ve göz gibi âza ve cevârihini yanlışlardan korumadıkça, tam olarak iffetli hale gelemez. İnsan dilini alay, aşağılama, gıybet, dedikodu ve lakap takmaktan; kulağını da kötü ve çirkin şeyleri dinlemekten uzak tutmalı” demektedir.[10]

Sonuç

İffet, kişinin imanının derecesini gösteren ahlâkî bir duruştur. Bunun aksi yani iffetsizlik de imandaki zaafa işaret etmektedir. Dolayısı ile iffet duygusunun gelişebilmesi için Cenâb-ı Mevla’ya yakarışta bulunmak gerekmektedir. Bir insan, gizlide ve açıkta murakabe edildiği şuuruna yani ihsan derecesine ulaşabilirse, Allah’ın (cc) hoşuna gitmeyecek amellerden uzak durmaya, dilde ve düşüncede iffetli hale gelmeye başlamış demektir.

İffet, peygamberlerin ümmetlerine bırakmış oldukları bir menheli’l-azbi’l-mevrûddur. Hiçbir nebi yoktur ki afîf olmasın. Bütün peygamberler (ase) hem söz hem de fiillerinde ümmetlerine bu konuda yüksek bir örnek olmuşlardır.

İffet, müminin kalbindeki imanına sadık kaldığına güçlü bir delildir. O, bütün azalarını fısk u fücur ve haramlardan uzak tuttukça, artık lisanı da ona buna sövüp saymaktan, gıybet ve dedikodudan, başkalarından herhangi bir şey istemekten ve diğer insanların mal ve mülklerine haset etmekten uzak kalmış olacaktır.

İffetin güzel ahlâk halinde insan nefsinde yerleşebilmesinin temel şartlarından biri de kişinin akîde ve inancında güçlü bir hale gelmesidir. Böyle bir kimse masiyetlerden uzak duracak, sonra da iffeti ile onurunu ve imanını muhafaza edecektir. İffeti sayesinde kişi; imanda tahkike, aza ve cevâhirini Allâh rızası istikametinde kullanma şerefine, fuhşiyat ve rezâilden uzak kalma rahatlığına, ferdi ve içtimai huzura, yüksek irade gücüne, Allah katında yüksek derecelere nail olma imkanına ulaşır.

İffet, kişinin haramlara girmesini önleyen, zulüm ve insanın kendisine ihanet manasına gelen günahlar gibi çirkin davranışların terkini sağlayan, nefsin Allâh rızası istikametinde yücelmesine vesile olan temel ve yüce bir ahlâktır.


[1] Ali b. Muhammed eş-Şerîf el-Cürcânî, Ta’rîfât, s. 156-157, Mektebetu Lübnan-Beyrut.

[2] Ebu’l-Kâsım el-Hüseyn b. Muhammed el-Esfahânî, el-Müfredât fî Ğarîbi’l-Kur’ân, s. 242-243.

[3] İbrahim Enîs ve diğerleri, Mu’cemu’l-Vasît, 2/75, Dâru’l-Maârif, trsz.

[4] Müslim, Zikr, 72.

[5] Buhari, Zekât, 50, Rikak, 20; Müslim, Zekât, 124 (1053); Muvatta, Sadaka, 7 (2, 997).

[6] Müslim, Cennet, 63 (2865).

[7] Süleyman b. Ahmed et-Taberânî, Mu’cemü’l-Kebîr, Thk. Hamdi es-Selefî, 19/129, (282), Mektebetu’z-Zehra, Musul-1404.

[8] İbni Mâce, Sadakât 15 (2421).

[9] İbni Mâce, Sadakât, 15 (2422).

[10] Ebu’l-Kâsım el-Hüseyn b. Muhammed el-Esfahânî, ez-Zerîatü ilâ Mekârimi’ş-Şerîa, s. 319.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s