Motivasyon Duygusu

Musa Kâzım GÜLÇÜR

4 Nisan/2019

İçindekiler

Motivasyon Duygusu 1

1. Motivasyon Kavramı 1

2. Bazı Motivasyon Kuralları 4

3. Başarısızlık Kötü Müdür? 5

4. Başarısız Olursanız Ne Olur? 5

5. Gaye ve Hedef Bir Kararlar Manzumesidir 7

6. Kaliteli Kararlar Vermeyi Öğrenmek 7

7. Hayallerinizi Geliştirin 7

8. Önce Hayal Sonra Eğitim 8

9. Öğrenen Kişilik 9

10. En Büyük Güç 9

11. Bilinçaltı 10

Sonuç 11

1. Motivasyon Kavramı

Motivasyonun kelime anlamı, harekete getirmek, faaliyete sevk etmek demektir. Aşağı organizmalardan üstün organizmalara (insana) doğru yükseldikçe basmakalıp davranışlar yok denecek kadar azalır. Üstün organizmaları idare eden şey ise, yalnızca dış uyarıcılar değildir. Bu üstün organizmalar, fizyolojik haller ve daha önceki ruhsal/zihinsel hatıraların hipofiz bezinde ve beyin loblarında bıraktığı izlerle idare edilirler.

Motivasyonla ilgilenen psikoloji dalı; kökleri fizyolojik şartların değişmesinde ve önceki hatıralarda yer etmiş olan içsel kontrolleri inceler. Tutum ve tavırların iç kaynaklarını veya davranışların ana tetikleyicilerini araştırır. Bazı sâikler/tetikleyiciler fizyolojiktir; açlık, susuzluk gibi ki bunlar doğuştandır, küllidir ve bu sâiklerin yok edilmeleri imkansızdır. Ancak, bu sâiklerden ayrı ve bir şekilde menşei sosyal olan sâiklerin tezahürlerine ise “motivasyon” denir.

Motivasyon”, sosyal bütün hadiselerin üstesinden gelinebilmesi için Cenab-ı Hakk’ın insana ilham ettiği “çalışma ve başarma hissi” olup, bütün insanlar, hele gençler için çok önemli bir asgari gerekliliktir. Şayet motivasyona sahipseniz, hiçbir zaman yüksek tahsil yapamamış olmanız ya da bir Doktora derecesine ulaşmamış olmanızın fazlaca bir önemi yoktur. Küçük bir yüzde vardır ki, yüksek okullarını terk etmiş, fakat tek başlarına oldukça büyük ölçüde başarılara ulaşmışlardır. Mesela Bill Gates böyledir. Yine Türkiye’de bir ilköğretim okulunun müstahdemi iken, bütün öğretim kademelerini dışarıdan tamamlayan ve sonunda da avukat olup kendine ait avukatlık bürosunu açan şahıs böyledir. Abraham Lincoln, hiç okula gitmemişti. Ama kendisini başkan yaptıracak, ülkesini de harekete geçirebilecek bir motivasyona sahipti.

Kısa birkaç örnek daha vermek gerekirse; fotoğrafçılığın babası bir subaydı, elektrik motorunu bulan kişi bir matbaada işçisiydi, telgrafı keşfeden sıradan bir ressamdı, desenli dokuma tezgahının mucidi de terziydi.

Daktiloyu bir çiftçi, dikiş makinesini bir şair, pamuk çırçırını bir marangoz, lokomotifi ise bir maden işçisi bulmuştu. Disk çalar bir tekstil ürünleri satıcısının, gramofon bir avukat yardımcısının, harfli dizgi makinesi de bir bakkalın geceleri çalışmalarının sonuçlarıydı.

Ancak günümüz eğitim sorumluları, ülke yöneticileri ve toplumun büyük bir kesimi, sadece pasif eğitim sürecini izleyen gençlerin başarılı kimseler olabileceğine dair bir ön yargı ile hareket etmekte, başarılı insanların, sadece sınıf ortamında yetişebileceğini kabul etmektedirler. Ama gerçekten de durum, bu şekilde midir, değil midir anlayabilmek için, hayatınızın mana ve anlamına ait araçları –bu kısıtlı alanımızın elverdiği ölçüde- sizlere tanıtmaya ve daha geniş bir bakış açısı vermeye çalışacağız. Bunun için öncelikle:                                                           

1. Başarısızlıktan ders alın,

2. Öğrenmeyi sevin,

3. Engelleri aşmasını öğrenin,

4. Risk almayı bilin,

5. Geçmişin problemlerini silin,

6. Fırsat gözleyin.

Mesela, kompüter teknolojisi ile ilgili alanda çalışan birisi, eğitimciler olmadan kendisini geliştirmek zorundadır. Buna deneme-yanılma yöntemi ile eğitim de diyebilirsiniz. İşte, “şu anda bilinmeye duyulan ihtiyaç” doğrultusunda kendilerini adapte edebilenler, hayattaki başarıyı da yakalayacak olan kimselerdir.

Motivasyon, her şeyden önce, ideallerimizi gerçekleştirme hürriyetini edinme demektir. Bu anlamda, motivasyonun üç temel özelliğinden bahsedebiliriz:

1. Motivasyon, imkânsız gibi görünenleri isteme, arzu etme, gerçekleştirmeye çalışma ile başlar. Üreticilik, fikirler, projeler ve hedefler ile birlikte düşünülür.

2. Öğrenme, anlamlandırma ve yeni fırsatlar gözetme tutkusu. Neyin işleyip sonuç vereceği, neyin işe yaramayacağını öğrenme.

3. Engellerin üstesinden gelme merakı ile birlikte, başarısızlıklardan etkilenmeme ve üretici düşüncelere ulaşabilmek için geçmişten ders alma.

Bu maddelerden herhangi birisindeki aksaklık, motivasyonu da yerle bir eden sonuç demektir. Mesela, üretici olabilirsiniz, ama başarısızlıklardan olumsuz bir şekilde etkileniyor ya da başarısızlığa tahammül gösteremiyorsanız motivasyonunuzu da o anda kaybediyorsunuz demektir. Veya oldukça uygulanabilir bir fikre sahipsiniz, ancak risk almayı sevmiyorsanız bu da motivasyonunuzu olumsuz etkileyen bir faktör haline geliverir.

Burada, yaşamak istediğiniz hayat şeklini analiz edip, inceliklerini düşünmekle işe başlayabilirsiniz. Şurası unutulmamalıdır ki, para hedef değildir, o ancak sizin hedefinize ulaşmış olmanızın bir ödülü olabilir.

2. Bazı Motivasyon Kuralları

Burada, yedi kadar motivasyon kuralından bahsetmek istiyoruz. İnanıyoruz ki, bu kuralların hiç olmazsa bir kısmının uygulanması ile, hayata ait beklentilerinizin bir kısmının kolaylıkla gerçekleştiğini fark edeceksiniz:

1. Büyük bir hedef edinin, ama tek bir yol izleyiniz. Unutmayınız ki, motivasyonun ilk adımı yüksek idealler edinmektir.

2. Başlamış olduğunuz işi mutlaka bitiriniz. Yarı tamamlanmış bir iş hiç kimsenin işine yaramayacaktır. Diğer taraftan yarıda bırakma iyi bir huy da değildir. Motivasyonunuzu artıracak olan ise tamamlanmış çalışmalardır. Kur’an-ı Kerim; “Çalışmalarınızı boşa çıkarmayın.” (Muhammed, 47/33) buyurmaktadır. 

3. Diğerleri ile benzer ilgileri paylaşınız. Karşılıklı destek de motive edicidir. Bizler genelde, en iyi beş arkadaşımızın davranışlarını adapte ederiz. Şayet bu arkadaşlarımız güçlü bir motivasyona sahip ise biz de motivasyon açısından güçlü oluruz. Aksinde ise durum tersidir.

4. Nasıl öğrenileceğini öğreniniz. Bilgi konusunda başkalarına bağımlılık oldukça yavaş işleyen bir süreç meydana getirir. Şu anda hızlı bir şekilde genişleyen bilgi dünyası bu ihtiyacınızı karşılayabilecek durumdadır.

5. İlgiyi artıran ferdi kabiliyetlerinizle uyum içerisinde olunuz. İlgilendiğiniz alana ait bilgiler edinmek için araştırmalar yapınız. Ferdi kabiliyetlerin motivasyonu, motivasyonun ısrar ve sebatı, ısrarın da işin bitmesini sağladığını unutmayınız.

6. Size ilham verecek olan eşya bilginizi arttırınız. Bir konu hakkında ne kadar ayrıntıya ulaşırsanız o kadar da bilginizi artırmış olursunuz. Eşya bilginizi artırmak, ruhi güçlerinizi otomatik bir şekilde yukarıya doğru yükseltecektir. Burada, Kur’an-ı Kerim’in: “Rabbim! Bilgimi artır de”[1] şeklindeki ayet-i kerimesini hatırlatmak istiyoruz.

7. Risk alınız. Biliniz ki başarısızlık, motivasyonun temel elemanlarından birisidir. Hiç kimse, az da olsa başarısızlığa uğramadan hatırı sayılır bir başarıya ulaşmamıştır. Edison, şu anda kullandığımız ampulü bulabilmek için beş bine yakın deney yapmıştı.

Gelişme arzusu, kişinin içinden gelen bir güçtür. Bitkinin çevresinde ilerlemesi ve önüne çıkan taş vb. engelleri parçalaması ya da itmesi için onu destekleyen şey, Allah’ın (cc), o bitkiye bahşettiği büyüme gücüdür. Buna benzer olarak bizler de Rabbimizin bizlere lütfetmiş olduğu gelişme ve tekamül gücümüzü çalıştırmak zorundayız.

3. Başarısızlık Kötü müdür?

Başarısızlık, bir eğitim aracı ve başkalarının düşünemediğini yapabilme faaliyetidir. O, deneysel bir eğitim çabasıdır. Gerçek başarılılar, başarısızlığa ve onun acısına dişini sıkıp katlanabilenlerdir. Başarı daima, işte bu kaybetme ve kazanma riskini üstlenebilenlerin olmuştur.

Şurasını bilelim ki, her proje ya da idealin önünde mutlaka -şayet daha fazlası yoksa- yüzlerce bariyer bulunacaktır. Şayet yeterince pratik görülmüyorsa, bir fikir orijinal bile olsa hiç kimse tarafından desteklenmeyecektir. Hatta uygulanabilir olduğunu ispat ettiğinizde dahi fikriniz diğer insanlarca reddedebilecektir. Ampul bulunduktan on beş yıl sonrasında dahi, bazı insanlar hala bunun gerçekleştirilemeyecek bir fikir olduğuna inanıyorlardı. Siz, projenizin makul ve tutarlı olduğunu görürken, diğerleri bunun önündeki engelleri ve bu fikrin uygulanamaz taraflarını görmeye devam edeceklerdir. Bu negatif görüşler, bir insanın devam etmeye çalıştığı projesini bıraktırmaya bile sevk edebilir. Ama bir defa da başarmaya görün, bu sefer de diğerleri daha önce gördükleri engelleri görmeyecek, sizin bu işi nasıl başardığınızı öğrenmek isteyeceklerdir.

4. Başarısız Olursanız Ne Olur?

Siz pek çok şey öğrenmiş olur ve gelecek sefer doğrusunu yapar ve başarmış olursunuz. İnsanların ne düşündüğünden daha ziyade “sizin duymak istediğiniz şey” daha önemlidir. Daha önce de belirttiğimiz gibi, başarısızlık bir eğitim aracıdır. Başarısızlığa karşı reaksiyonumuz, başkalarını değil, başararak kendimizi utandırmak olmalıdır. Çünkü bizler, başkalarının şahsiyetini değiştirebilecek bir güce sahip olmadığımız gibi başkaları da bizim şahsiyetimizi değiştiremezler. Şayet sorumluluğumuzu hissedebilirsek, neyin yanlış gittiğini anlamaya çalışır ve onu düzeltme yoluna gider ve başarıya ulaşırız. Başarısızlık, insanı engelleyebilir, kaynak ve enerjisini azaltmış olabilir. Ama diğer taraftan da bize nasıl doğru yapacağımızı öğretmiş olur. Başarısızlık aynı zamanda, başarıyı “sadece isteyen” ile “kazanmayı kararlaştırmış olan” arasındaki farkı görmemize de yardımcı olur. Başarısızlık bazen de bize yanlış yolda olduğumuzu bildiren bir “işaret lambası” hükmündedir.

İşte size başarısızlıkla ilgili aklınızda tutmanızı istediğimiz üç nokta:

Başaramamak yenilmiş olmak demek değildir.

Başarısızlıklarınızdan ders alır almaz onları hemen unutun.

Denemeye devam ettiğiniz sürece asla yenilmiş değilsiniz.

İnsanlarda cesaret, kuvvet, kararlılık ve üreticilik gibi, yetenek testleriyle ölçülemeyecek belli nitelikler vardır. Bir ölçmede olumsuz derece almış bile olsanız, cesaretinizi yitirmemelisiniz. Başkalarının sizin hakkınızdaki düşük notları, sizin gönlünüzdeki ateşi söndürmemelidir. Mesela bir başarı testi, hiç beklenmedik şekilde sonuçlanabilir. O kişiye, genç yaşında hiçbir şey olmayacağını bile söyleyebilir. Ancak bu söylenilenin, mutlaka doğru bir hükümmüş gibi algılanmaması gerektiğini bilmeniz gerekir.

Başarısızlığı yenen insanların belli ortak noktaları vardır. Bunlar;

1. Başarısızlığı bir gelişme fırsatı, öğretici bir deneyim ve başarı yolunda bir basamak olarak kullanmışlardır.

2. Başarıya odaklanmışlardır. Kendilerini amaçlarına ulaşırken görmüşler, bu düşünceyi daima canlı tutmaya çalışmışlardır.

3. Başarısızlığa rağmen sıkı çalışmaya, sabırlı ve kararlı olmaya devam etmişler, sonunda da bu azimlerinin karşılığını almışlardır.

4. Başarısızlığın, saygınlığa gölge düşürmüş olması da söz konusu değildir. Asıl saygınlık, gerçekten meydanda olan, yüzü toza, toprağa ve tere bulanmış, yiğitçe emek veren, düşen ve tekrar ayağa kalkan, büyük coşkuların ve büyük bağlılıkların farkında olan kişinin saygınlığıdır.

Gerçekten de hayat, Allah’ın lütfu yolu ile gelen inanılmaz fırsatlarla doludur. Ama onları yakalayıp yakalayamama tamamen bize aittir. Çünkü hayat, çoğu zaman mazeretlerle doludur: “Ben çok yaşlıyım, benim zamanım yok, ben yapamam…” Bu liste uzayıp gider. Kendimize karşı doğru cevapları aradığımızda, aslında yeterli zamanımızın olduğunu, istersek nasıl yapılabileceğini öğrenebileceğimizi biliriz. Ama bunlar için, yeterince güçlü arzularımızın olması gerekir. 

5. Gaye ve Hedef Bir Kararlar Manzumesidir

Gaye ve hedef, bizi bilinmeyen bir seyahate götüren ve karar mekanizmasını kullanan istekler bütünüdür. Bu mesafe ya da seyahat çoğu zaman bilinmezdir ve belirsizdir. Çünkü devamlı bir şekilde bizim yönümüzü değiştirebilecek fırsat ve deneyimlerle karşı karşıya kalırız. Dolayısıyla alınacak mesafe bir tecrübe ve dayanıklılık ister. Aslında daha dikkatlice bakıldığında her aldığımız karar, bir başarı anlamına gelmektedir. Gerçi sonuçlar her zaman bizim arzu ettiğimiz gibi olmayabilir. Ama, gelecekteki kararlarımızı da etkileyecek olan çok değerli tecrübeler kazanmış oluruz. Hangi açıdan bakarsak bakalım, mutlaka çalışan ya da çalışmayan unsurları artık görmüş oluruz. Sonunda ise kaliteli kararlar verebilme için kaliteli bilgilere ulaşmış oluruz.

6. Kaliteli Kararlar Vermeyi Öğrenmek

Öncelikle, doğru yolu bulmak zorundayız. Her adımda, küçük projelerin nasıl tamamlanabileceğini görecek, sonunda da bütün küçük başarı parçalarını toplayarak onları büyük bir başarı haline getireceğiz.

Hangi yolda olduğumuzu bilmek, bizi esas hedefimize götürecektir. Başkaları, ancak hedefimizin ne olduğunu bilirlerse bize yardım edebilirler.

Problemleri nasıl yok edebileceğimizi de bilmemiz gerekmektedir. Çünkü problemler, bilgi azlığından kaynaklanmaktadır. Asla “şanssızlık” gibi kapalı ve müphem kavramlardan değil. Ve problemler çok çok paranıza zarar vermiş olabilir, ama rüyalarınız ya da hayallerinize değil.

Hepimiz kendi çapımızda birer yöneticiyiz. Dolayısıyla insanlarımıza en iyiyi nasıl ulaştıracağımızı bilmek durumundayız.

7. Hayallerinizi Geliştirin

Hayallerin nasıl geliştirilebileceğinin basamaklarını şu şekilde sıralayabiliriz:

Kendiniz dahil her şey hakkında olumlu düşününüz. Olumsuz düşüncelerin, kişinin moralini, üretkenliğini ve yaşama sevincini olumsuz etkilediğini, gelişim potansiyelini sınırladığını biliniz. Olumsuz düşünceler bu anlamda hatta kişiyi hasta bile edebilirler.

Her zaman, yapabileceğinizin en iyisini yapınız ve en iyiyi elde edebilmek için umutlu olunuz.

Sürekli amaçlarınıza odaklanınız ve onları sanki gerçekleşmiş gibi aklınız ve hayalinizde canlandırınız.

İleriye bakınız. Yeni olan bugündür ve siz ararsanız bugün dahi fırsatlar ve harikuladeliklerle doludur.

Her şeyden önemlisi kendinize inanınız. Olumlu tutumlarla pek çok fırsatın kapısını Cenab-ı Hakkın izni ile aralayabilir, edineceğiniz motivasyonla bu imkanlardan en iyi şekilde yararlanabilirsiniz. 

8. Önce Hayal Sonra Eğitim

Yüksek hayallere sahip insanlar daha farklı davranır, hayatlarının anlamını ve amacını daha iyi tanırlar. İnsanlar, pozitif davranışlara ve genelde daha yüksek gelir anlamı taşıyan fırsatlara teveccüh gösterirler. Deneyimler hayalleri, hayaller de öğrenme şevkini kamçılar.

Bütün çocuklar hayal kurar ve hayalini, oynadığı oyunlarla gerçekleştirdiğini düşünür. Ancak, büyüdüklerinde hayallerini durdurma ve gerçeklerle yüz yüze gelmeleri öğretilir. İster ebeveyn, isterse öğreticiler tarafından olsun, akademik eğitim çocuğa tek çıkar yol olarak gösterilirken, hayalleri ise daha da indirgenmiştir. Halbuki, hayal ile başlamayan hiçbir başarı yoktur. Diğer taraftan, pek çok başarısızlık engeliyle karşılaşmayan hiçbir başarı da yoktur. Peki, toplum niçin özellikle gençlerde hayal duygusunu yok etmektedir? Niçin, başarı aranırken başarısızlıklara tahammül edilememektedir.

Şurasını açıktır ki, ideallerinizin gerçek olabileceğine ilk inanan siz olmalısınız. İnsanlar, bir araç yardımı ile uçabileceklerini keşfettikten iki yıl sonra pek çok insan uçuş denemeleri yapmaya başladı. Çünkü artık bu işin gerçekleştirilebilir olduğunu biliyorlardı.

Hayal duygusu” insanın geleceğine yön veren, onun davranışlarını düzenlemesinde önemli bir payı bulunan, davranışlarımızın otomatik bir şekilde hayal ettiğimiz çerçeve içerisinde kalmasını sağlayan oldukça önemli bir unsurdur. Hayal, tasavvur ve hakikatin ötesindeki zihnî bir faaliyettir. Fena hayaller fena duygu ve düşüncelerin, fena plan ve fenalıkların temeli olduğu gibi, iyi hayaller de iyi duygu ve düşünceler, iyilik ve güzellikler alanına dâhil olabilmenin biricik vasıtasıdır.

9. Öğrenen Kişilik

Öğrenmeye devam eden şahsiyetimiz, zihnî ve teknik kabiliyetlerimizin gelişmesine sebep olur. Bazı insanların bir yönü çok gelişmiş olabilirken bu durum bazılarında ise birkaç kabiliyetin birlikte gelişmesi demektir. Belki burada önemli olan husus, insanın kendi kabiliyetlerinin ne olduğunu bilmesidir.

Hemen herkes, yeterli fırsat ve imkanlarla karşılaşabilirse kendi öğrenme kabiliyetlerini geliştirebilir. Bu, toplumumuzda özellikle eğitim imkanlarından yeterince faydalanamayanlar açısından başarılması güç bir konudur. Çünkü bizler, “diğer kabiliyetler ortaya çıkmadan önce mutlaka eğitim alınmalıdır” gibi bir konsepte alıştırılmış oluruz. Dolayısıyla, eğitim alamamış nice değerli insanımız, bir o kadar değerli olan kabiliyetlerini ortaya çıkaramadan bir ömür sürer, sonuçta da artık öğrenme aşk ve şevkini kaybetmiş olurlar.

10. En Büyük Güç

İnanç, insanı motive eden başlıca etkendir. Aklınızı ve ruhunuzu, gönülden kaynaklanan bir inanca hazırlamak için şu beş adımın yardımcı olabileceğini düşünebiliriz:

1. Olumlu düşününüz. Aklınızı korku, bencillik, açgözlülük, kin, şüphe ve endişe gibi bütün olumsuz düşüncelerden temizleyin. İnancın gücü ancak böylece harekete geçebilir.

2. Kendinizi değersiz görmeyiniz. Allah’tan bir ruhsunuz ve O’nun için çok önemlisiniz. Cenâb-ı Hak, İsrâ Suresi 70. âyet-i kerimede “Yemin olsun ki biz insanı çok büyük şan ve şeref sahibi bir varlık yaptık.” buyurmaktadır. Öyleyse önemli olduğunuzu kavrayınız. Kendinizi değersiz görürseniz, diğer insanların sizi değerli görmelerini bekleyemezsiniz.

3. Başarısızlığı unutunuz. Yenilginin geçici olduğunu anlayarak, başarısızlığı, size ilham vermesi ve böylece daha fazla çaba harcamak için kullanınız ve başaracağınıza inanmaya devam ediniz.

4. Harekete geçiniz. İnanç, çalışmanın yerine geçen bir şey değildir. İnanç, elbette tembellik de değildir. Ne inancın ne de başarının şansla ilgisi yoktur. Başarı ve inanç, sıkı bir çalışmanın ürünüdür. Bundan en iyi şekilde yararlanmanın anahtarı ise, harekete geçmedir.

11. Bilinçaltı

Çözümlenmemiş duygularımızı, hayat yolunda yürürken hep omuzlarımızda taşımak zorunda olduğumuz bir yığın çer-çöpe benzetebiliriz. Biz bu çer-çöpün gerilerde kalıp yok olacaklarını ümit ederiz. Fakat bu yığın yok olmayacaktır. Bilinçaltımız çok etkili çalışmaktadır. Bizim çöpe attığımızı sandığımız her şeyi büyük bir fedakarlıkla toplar ve en küçük parçaları bile saklar. Bütün duyguları bir bilgisayar gibi kaydeder ve bir gün biz onlarla ilgilenene kadar belleğinde saklar.

Eğer dikkat etmezsek, bir gün gelir bilinçaltımızın bir yığın attığımızı sandığımız bilgilerle dolmuş olduğunu görürüz. Ve onların hepsi, hayatımız boyunca depolandıkları ve bizimle birlikte onları da taşıdığımız için bizden enerji alırlar. Aslında üretici enerjimizin büyük bir kısmı, hayatımızı güzel ve iyi yapacak hususlara harcanacağına bu çöp yığınının korunmasına harcanıyor olabilir. Tıpkı internet tarayıcınızın belleğini temizlemediğinizde, en önemli saydığınız sitelere dahi girememeniz ve bilgisayarınızın hata veriyor olması gibi.

Kur’ân-ı Kerim, bilinçaltı ve onun daha alt kategorileri için oldukça açık bir bilgi vermektedir. TâHâ suresi 7. ayet-i kerimede Cenab-ı Hak Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri bilinç ve bilinçaltı kategorilerine şu şekilde dikkat çekmektedir:

“Sözü açık söylesen de (gizli söylesen de) muhakkak O, gizliyi (Kur’ân-ı Kerim buna “sır” adını veriyor) de ondan daha gizlisini de bilir.” (Kur’ân-ı Kerim burada da “ahfâ” kelimesini kullanıyor.)

Arap dili gramer kaidelerine göre şurası bilinmektedir ki, “ahfâ/çok daha derinde olan” kelimesi, “hafî/en derinde olan” kelimesine zaruri bir şekilde işaret etmektedir. Kur’ân-ı Kerim, “mûciz” yani çok az kelime ile çok fazla bilgi veren bir üsluba sahip olduğundan “sır/derinde olan” kelimesi ile “ahfâ/çok daha derinde olan” kelimesi arasında kalan “hafî/en derinde olan” kelimesini zihinlere havale etmiş, ilahi kelamı uzatmamak için zikretmemiştir. Ayet-i kerimede dikkat çeken diğer bir nokta ise, bilince ve onun daha alt kategorilerine yapılan bu doğrudan atfın, “kavl” yani “söz” kelimesi ile irtibatlandırılmış olmasıdır. Bu durumda, “söz” donanımı ile bağlantılı olarak, bilinç ve onun daha alt kategorileri için, ayet-i kerime ışığında şöyle bir sıralama yapmak (Allahu a’lem) yanlış olmayacaktır. Çünkü bu sıralama, zaten ayet-i kerimede açık bir şekilde görülmektedir:

Açığa vurulan söz, “cehrî kavl” (Bilinç seviyesindeki söz),

Gizlenen söz, “sırrî kavl” (derin seviyedeki söz),

Derinlerdeki söz, “hafî kavl” (en derin seviyedeki söz),

Çok daha derinlerdeki söz, “ahfâ kavl” (çok daha derin seviyedeki söz).

Sonuç

“Haftalık harçlığını babasından/annesinden alan Emre’ye/Ayşe’ye, hemen her hafta, babası/annesi parayı verirken şöyle diyor: “Paranı dikkatli harca! Biliyorsun, onları ağaçtan toplamıyorum. Sen de bir yetişkin olduğun zaman, kazandığın her kuruş için çok fazla çalışmak zorunda kalacaksın.”

Sonra, parayı çocuğa sanki istemeyerek verdiğini düşünün. Bir yetişkin olduğu zaman Emre, para konusunda nasıl davranacaktır? Muhtemelen, babasının/annesinin her bir sözü bilinçaltına harfi harfine kazınmış olacak ve büyüyüp hayata atıldığında, kazandığı her kuruş için aşırı bir şekilde çalışma motivi/sâiki altında ezilecek. Faturalarına yetişmek için niçin bu kadar zorlandığını ve ödeyememekten her zaman niçin bu kadar korktuğunu belki hiç bilemeyecek. Oysa ki bilinçaltının şartlandırmaları sonucunda böylesine sınırlandırılmış olduğunun farkına varabilse, bu blokajlardan kurtulabilecek ve müspet hayallerini daha rahat bir şekilde gerçekleştirme ihtimallerini çoğaltabilecektir.

Çocukların, ebeveynlerine belki de sıklıkla söylediği şu sözü ele alalım: “Sıkılıyorum! Yapacak bir şey bulamıyorum.” Çoğunlukla duyduğumuz bu söz, aslında iyi düşünüldüğünde, onların yapabilecek pek çok şeyi olduğu, ama kendisine yapacağı şeylerin önünü açmada, kendi aktivitesini ve kabiliyetlerini geliştirme açısından etrafının yardımını beklediği, istediği rahatlıkla anlaşılır. Ebeveynler, çocuklarının bu tür ihtiyaçlarının çoğu zaman farkına bile varamazlar. Gerçek büyük öğreticiler ise, çocuklardaki bu üretici enerjinin rahatlıkla farkına varır ve çocukların hayallerini gerçekleştirebilmelerinde onlara yardımcı olmaya çalışır.


[1] Taha, 20/114.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s