Ergenlik ve Entelektüel Gelişim III

Musa Kâzım GÜLÇÜR

21 Nisan/2019

İçindekiler

Giriş 1

1. Yetişkin Düşünceye Doğru Tırmanmak 3

2. Ergen Çocuğun Beyni ve Anne-Babanın Yapabilecekleri 3

3. Tümdengelimli Akıl Yürütme 5

a. Hipotez Testi 5

b. Orantı ve İkinci Derece Sembol Sistemleri 5

c. Soyut/Mücerret Düşünce 6

4. Alın Loplarında Ketlemenin Önemi 6

5. Sözlü Geri İletim 7

Sonuç 7

Giriş

Çocuklarda genelde on bir yaş dolaylarında büyük zihnî değişimler meydana gelmeye başlar. Bu dönem, hemen her toplum tarafından ergenlik döneminin başlangıcı olarak kabul edilir. Ergenlik çağının başındaki çocuk, müşahhas nesneler dünyasını iyice öğrenmiş bir kişi olarak, artık soyut/mücerret düşüncelerle tanışmaya yönelmek durumundadır. Somut kuralların oluşturduğu güvenli bir ortamdan, neredeyse sonsuz derecede olumlu ve olumsuz bakış açılarının bulunduğu bir dünyaya geçiştir bu.

Bazıları, yetişkinlerin ancak üçte ikisi kadarının “biçimsel işlemsel düşünce” olarak adlandırılan, soyut düşünme evresine ulaşabildiği kanısındadır. Bu evreden bir sonrası olarak görülen, “problem bulma” da denilen ve soyut konularda üretici çözümler gerektiren son evreye ulaşanların sayısı ise muhtemelen daha azdır. Bu aşamada kişi, problemin birçok yoldan çözülebileceğini fark eder. Çoğu kimse, toplumların özellikle de bu son yeteneğe sahip daha çok insana ihtiyaç duyduğu noktasında görüş birliği içindedir. Peki, bu nasıl gerçekleştirilebilir?

Ergenlik dönemindeki entelektüel gelişimin genelde şu faktörlere bağlı olduğu söylenebilir:

  1. Kalıtım yoluyla geçen potansiyel,
  2. Algılama ve ilişkilendirme alanlarında beynin gösterdiği gelişimin niteliği,
  3. Kültürel beklentiler,
  4. Okul ve evin verdiği eğitsel uyarımın miktarı ve türü,
  5. Evdeki desteklerin ve güçlüklerin bir bilançosu,
  6. Yeni bilgileri daha anlamlı hale getirme ve becerileri uygulama konusunda çocuğun kendi duygusal güç ve motivasyonu.

On bir yaşından yetişkinliğe doğru giden bu yolda, alın loplarının alın katmanını oluşturan ve çoğu zaman “beynin beyni” de denilen bu ön bölüm, büyümenin önemli bir odak noktasıdır. Beynin ön kısmında bulunan bu lob, akıl yürütme, motor beceriler, yüksek seviyeli bilişsel yetenekler ve konuşma diliyle ilişkilidir. Bu lobun arka kısmında motor korteks bulunur ve beynin bu alanı beynin çeşitli loblarından gelen bilgiyi alır ve vücut hareketlerini tamamlamak için bu bilgilerden faydalanır. İnsan beyninin en geniş alanına sahip ön korteks bu lob içinde yer alır ve tüm beyin kabuğu hücrelerinin yaklaşık %29’u bu bölgede bulunur. Prefrontal korteks olarak da adlandırılan bu hücreler beynin entelektüel işlevlerinden sorumludur ve genel olarak ahlâkî yargılar, muhakeme, planlama ve analitik düşünmenin merkezidir. Ayrıca liderlik özellikleri gibi durumlarda davranışlarımızı belirleyen de yine bu lobdur. Mutluluk, üzüntü, neşe, sevinç, gibi duyguları hissettiğimiz ve canlandırdığımız kısım da yine frontal lob içerisinde yer alır.

Beynin daha erken olgunlaşan arka taraftaki alanları ise geniş bir enformasyon deposudur. Alın lobu hastalığı olan yetişkin hastalar birçok bakımdan dürtüleriyle hareket eden çocuklar gibi davranırlar. İnisiyatif almada, bir problemin basamaklarını çözümlemede, ileriyi düşünmede ve atılacak adımları planlamada sıkıntıları vardır. Aldırış etmez, toplumsal bakımdan patavatsızca davranır ve çocuksu bir mizah duygusu sergilerler. Her şeyi birbirine karıştıran bir bellek yapısı edinirler ve davranışlarına sözleri doğrultusunda yön verme melekesini yitirirler. Doktorlar, yapmak istediklerini anlatan, ama bunu yapamayan alın lobu hastaları gözlemişlerdir.

Normal gelişme gösteren beyinde, ön alın alanları muhtemelen doğumdan kısa bir süre sonra aktif hale gelir. Ama gerçek anlamda iş görmeye, dört ile yedi yaş dolaylarında başlar. Ergenlik dolaylarındaki gelişme, yetişkinlik dönemine kadar devam edebilir. Beyin kabuğunun öteki loplarının tersine, ön alın loplarının duyusal algılama için doğrudan dünyaya açılan bir penceresi yoktur. Dolayısıyla gelişimleri daha önceki yıllarda oluşturulmuş duyusal bağlantılara ve çocuğun iç düşüncelerine, diline ve zihnî bağlantılar kurma çabalarına dayanır.

1. Yetişkin Düşünceye Doğru Tırmanmak

Çocukluk döneminin düşünme biçimi, yetişkin giysileri içinde geçit töreninde yürüyen, bir parça sendelemekle birlikte görkemli davranan küçük bir çocuğu hatırlatır gibidir. Ama bu çocuğun tersine, ergenlik çağının çocuğu, amansız bir içe dönüklük yaşar. Beyin gelişimi, her türlü yeni ihtimale göz atmasına imkân verir. Aynı zamanda onu, ilk kez kendisini dışarıdan gözlemeye yöneltir. Mesela ergenlerinizden biri, mezuniyet programında giyeceği gömleğe karar vermek için iki saat boyunca titizlenebilir. Çünkü herkesin dikkatinin üzerinde olacağını düşünmektedir. Gencimiz, bir kusur olmasını alçaltıcı bulur ve kendisini öylesine özel görür ki normal kuralların içine sığamayabilir. Kimi zaman da ev ödevine ya da okul kurallarına karşı şövalyece bir tutum izler. Anne-baba ani patlamalar ve tutarsızlıklar karşısında şaşkına döner. Unutmayınız ki ergenlik çağındaki gençlerin kafa karışıklığı, kendileri bunu kabul etmese bile, sizinkinden daha fazladır.

Genişlemiş zihnî perspektifler ideallere dönük ani bir bilinçlenme doğurur. Genç, kendi ailesini yer yer eleştirebilir. Gençlik döneminin başlarında, başkalarının anne-babası ona göre kendi ebeveyninden daha nazik görünebilir ve bunu ifade de edebilir. İdare edilmeleri ne kadar güç de olsa, aslında bu genç adaylar, tıpkı bir zamanlar oyuncak parçalarıyla oynadıkları gibi, şimdi de soyut fikirlerle yapılar kurmayı öğrenmektedirler.

2. Ergen Çocuğun Beyni ve Anne-Babanın Yapabilecekleri

a. Nöron devreleri yeni gelişmeye başladığından bu durum gencin normal konuşma tarzını yavaşlatabilir ve fikirlerini aktarmasını zorlaştırabilir. Ona konuşma sırasında cevap verebilmesi için zaman tanıyın.

b. Çocuğunuzun bebeklik döneminden bu yana her zaman olduğundan daha fazla dinlenmeye ihtiyaç duyduğunu ve sınırsız enerjinin yerini birdenbire halsizliğe bırakmasının normal olduğunu anlayın.

c. Bu çağda uygulatmak güç olsa bile, iyi beslenme yüksek beyin işlevi açısından çok önemlidir. Genç adayınızın önüne kahvaltısını ve akşam yemeğini koyarak en iyi sonucu beklemeye bakın. “Ayaküstü yiyecekler” ne beslenme ne de beyin için tam bir gıda sayılır.

d. Birlikte akşam yemeğine oturun, kitap, gazete ya da dergi okuyun. Olan biten şeyler üzerine konuşun. Soyut kavramları, manevi değerleri ve ahlaki konuları ele almak önemlidir. Çocuğunuz sizinle aynı fikirde değilse, sakin davranın ve “peki bana sebeplerini anlatır mısın?” deyin. Fikirlerini sizinle paylaşırsa, onlara saygı gösterin. Yanlış fikirlerini, faydalı kitaplara müracaatla tashih etme yoluna gidin.

e. Gencinizi gerçek dünyaya, çalışma hayatına, siyasete ve toplumsal konulara ilişkin yetişkin görüşlerine açın. Gerçek problemler üzerine düşünmeyi özendirin, ama bazı idealistçe çözümleri dinlemeye de hazırlanın.

f. Gönüllü çalışma gibi topluluk işlerine yapıcı katılımı teşvik edin. Okula, öğretmenlere ve kendinize yönelik eleştiriler bekleyin. Gencinizin önünde öğretmenleri eleştirerek okulun konumunu zayıflatmayın.

g. Ergenlik çağındaki çocukların otoriteyle halat çekme oyunu oynayarak alın loplarını çalıştırmaya ihtiyaç duyduklarını unutmayın.

h. Standartlar koymaktan ve bunlara bağlı kalmaktan korkmayın. Tümdengelimli akıl yürütmeyi teşvik edin: “Eğer x doğruysa, bunun y durumu açısından getirdiği sonuçlar nelerdir?” gibi.

ı. Çocuğunuzun okulda okuduklarından geri kalmayın. Bunları siz de okuyun. Böylece sohbet etme imkânı bulabilirsiniz.

j. Gencinizin öfkesini sözlü olarak dile getirmesine yardımcı olun ve problemlerini derinlemesine konuşmaya özendirin. Çocuğunuzun kendisini algılayış biçiminde hızlı değişikliklere hazırlıklı olun.

k. Çocuğunuz özel hayata eskisinden daha fazla ihtiyaç duyar. Ama aynı zamanda size ulaşabilmeye de ihtiyacı vardır. Bir okul idarecisi de aynı şekilde, anne-babalardan, çocuklarına notlar ya da rekabet üstünlükleri sebebiyle değil, “terbiyeleri ya da kişilikleri” sebebiyle değer vermelerini istemelidir.

3. Tümdengelimli Akıl Yürütme

İnsan beyni yaşanan olaylarda kurallar ve düzen arama yönünde programlanmıştır. Küçük çocuklar enformasyonun birçok farklı parçasına bakmayı ve bunları geniş bir kural ya da kategori içinde bir araya getirmeyi öğrenirler. “Bu böceklerin hepsinin sekiz ayağı var; dolayısıyla böcek olmanın bir kuralı sekiz ayaklı olmaktır” cümlesi tümevarımcı bir akıl yürütmedir. Tümdengelimli akıl yürütme, yani genel bir ilkeyi alıp bilinmeyen bir duruma uygulama ancak daha sonraları gelişir. Buna şu tür bir örnek verilebilir: “Bir üçgenin hipotenüsünün karesi, öteki iki kenarın karelerinin toplamına eşittir. Bu bir dik açılı üçgen midir?” Eğer bu cümle size karışık geliyorsa, varın öğrencinin neler hissettiğini siz düşünün!

a. Hipotez Testi

Bir probleme ilişkin olası çözümleri üretmek ve birinin işlerlik taşıdığını bulana kadar hepsini sistematik biçimde test etmek, bilimsel akıl yürütmenin temelidir. Örneğin Piaget, çocuklar için, sarı rengi elde etmeleri amacıyla, yalnızca özel şekilde karıştırılabilecek, renksiz sıvılarla dolu beş şişe üzerine kurulu bir kimya problemi düzenlemiştir. Küçük çocuklar gelişigüzel karışımlar yapmış ama önemli ilişkileri belirleyememiştir. Yaşça büyük çocuklar ise sistematik karışımlar hazırlamış, farklı seçenekleri akılda tutarak sonunda problemi çözmüşlerdir. İlköğrenimin orta sınıflarındaki çocuklar, tek bir fikre saplanıp olguları buna uydurmaya çalışmak yerine, kendilerine bir dizi olası çözümü göz önünde tutarak işe nasıl koyulacaklarını gösterebilecek yetişkinlerin yardımına ihtiyaç duyarlar. Günlük problemlere açık fikirli yaklaşımlar göstermek, bu önemli gelişim yönünde belirgin bir kanaldır.

b. Orantı ve İkinci Derece Sembol Sistemleri

Her altı öğrenciye iki öğretmen düşüyor. Toplam elli dört öğrenci varsa, öğretmen sayısı kaçtır?

Öğrenciler aradaki ilişkileri kurabilecek duruma gelinceye kadar, buna benzer problemler somut malzemelerin (sayma aletleri, resimler, çizimler) ya da bir formülün kullanılmasını gerektirir. Gerek cebir ve gerekse gramer simge sistemlerinin örnekleridir. Cebirde, rakamlar sayıya ilişkin fikirlerin yerini tutar, cebirsel terimler (örneğin x) ise rakamların yerini tutmak üzere keyfi biçimde seçilir. Gramer terimleri (örneğin zamir) bizzat kendileri nesne ya da fikirlerin yerini tutan sözcük sınıflarını temsil eder. Eğer kökendeki simge sisteminde kafanız berrak değilse işler iyice karışır! Küçük çocuklar kendi dil deneyimlerinden hareketle belirli gramer ilkelerini (ad, fiil) öğrenebilirler, ama onların kuralları soyut düzeyde uygulamasını beklememeniz gerekir.

c. Soyut/Mücerret Düşünce

Soyut seçeneklerle zihnî hokkabazlık yapmak, bilimsel akıl yürütmeyi mümkün hale getirir. Genç adaylar kaba varsayımlar ortaya koyabilmekle birlikte, genelde kendilerini bir probleme ilişkin olası ilk çözüme kaptırmaya eğilimli olurlar. Klasik “Yirmi Soruda Bul” oyunu iyi bir örnektir. “Bil bakalım aklımda ne var?” diye sorulduğunda, küçük çocuğun aklında çabucak belirli bir çağrışım olur “Bir köpek mi?” Yaşça biraz daha büyük çocuklar kategorilerle uğraşmayı öğrenirken “bir hayvan mı?”, bir yetişkin ise genişten dara doğru giden kategorilerle bir strateji belirlemeyi başarabilir “canlı mı?

Elbette, bu yetenekler bir gece içinde kazanılmaz. Yetişkin mantığının oynak ortamında dengelerini korumaya çalışan genç adaylarımız, yeni fikirlerle karşılaştıklarında sırtlarını dayayabilecekleri somut bir şeylerin güvenliğine hala gerek duyarlar. Yetişkinler bile çoğu zaman somut gösterimlerle daha iyi öğrenirler. Genç adaylarımızın, bu desteğe özellikle ihtiyaçları vardır.

Bunun için, aşağıdaki konu başlıklarımızda bu husus ile alakalı bazı noktalara kısaca değinmek istiyoruz.

4. Alın Loplarında Ketlemenin Önemi

Ön alın kabuğunun en önemli işlevlerinden biri, ketleyici bir unsur olması, yani heyecanı bastırmasıdır. İşlek bir beyne hayranlık duymamıza karşın, beynin aşırı canlı olması bir problem meydana getirebilir. Çünkü aynı anda gereğinden fazla uyarıcıya cevap verir ve bir fikirden ötekine atlar. Alın lopları, olgunlaşma sürecinde “harekete geçirici ağsı sistem”, beynin arka tarafında bulunan, canlılığı ve tetik durmayı yönlendiren “kapı bekçisi” yani “limbik sistem”le ekip çalışması içine girerek, dikkatin, seçilmiş bir noktaya çevrilmesini sağlamaya yönelik bir “kapı açma-kapama sistemi” oluşturur. Buna ketleme sistemi de denilebilir.

Bu sistemin önemli bir işlevi, basit bir tanımla, insanın kendi davranışlarını sürekli denetlemesi anlamına gelen, “geri iletim”i kullanma yeteneğini düzenlemesidir. “Geri iletim sistemleri” kendi hatalarımızı yakalamamıza ve neyi nasıl yapmamızın beklendiğini hatırlamamıza yardımcı olur. Bunların, çocukluk döneminin sonlarında ve ilk gençlik yıllarında daha otomatik hale gelmeleri gerekir. Zayıf geri iletim sistemli öğrenciler, yaptıkları yanlışların pek farkına varmaz gibidirler. Bu tür öğrenciler, sınıfa doğru malzemeleri getirme unutkanlığını bir alışkanlık haline getirebilir ya da evde masayı kurma gibi, bir işi yaparken akılları başka taraflara kaçabilir. Öylelerine çoğu zaman “dikkat eksikliği” yaftası yapıştırılır. Bu asap bozucu bir durumdur, ama işe yarar gibi görünen birkaç olumlu adım vardır. Bu adımları aşağıdaki şekilde ele alabileceğimizi düşünüyoruz.

5. Sözlü Geri İletim

Alın loplarının gelişimiyle ilgili araştırmalarda vurgulanan bir nokta, dilin, özellikle de insanın kendi kendisiyle zihnî diyalogu olan “iç dil”in önemidir. Doğrudan iç saikler ile harekete geçmeden önce, bir problemi kafalarında enine boyuna tartmayı bilen öğrenciler, okulda daha başarılı olur ve kısa sürede yüksek düzeyde düşünme becerileri kazanırlar. Bu arada, çocukların davranışlarını düzenlemede en önemli modeli anne-babaların oluşturduğunu da belirtmemiz gerekir. Eğer sizler düşünmeden davranıyorsanız, çocuğunuz da aynı davranış tarzını benimseyebilir. Problemleri etraflıca konuşma yerine, bedensel cezayla disiplin sağlıyorsanız, duygularınızı sözcükler yerine bedeninizle dışa vurma eğilimi gösteriyorsanız, sergilemekte olduğunuz modelin farkında olmanız ve gerekli olan düzeltmeleri yapmanız gerekir.

Sürekli ayrıntılara işaret eden ebeveynler, bir sözlü geri-iletim sistemi meydana getirmişlerdir. Bu şekilde davranarak da çocuğun kendi sistemini geliştirmesine bir engel oluştururlar. Şunu ifade etmeliyiz ki, kimi zaman hiç yerinizden kıpırdamamanız ve zaman zaman çocuğunuzun kendi dikkatsizliğine ait sonuçları görmesine izin vermeniz gerekir. Eğer tahminleriniz doğruysa ve çocuk da her şeyi birbirine karıştırmışsa, ufak çapta da olsa bunun ceremesini kendisi çekmelidir. Bu, hiç kuşkusuz anne-babalığın en zor işlerinden biridir. Cesaretli olun. Hepimiz en iyi dersleri başarılarımızdan değil, hatalarımızdan çıkarırız. Hatalı anında bile şunu söylemeye çalışın: “Seni çok seviyorum. Bir yanlış oldu ve bundan bir şeyler öğrendin.

Sonuç

Kontrol sistemlerinin işlenip geliştirildiği bu ilk gençlik döneminin başlarında, genç çocuk kendi yaşantısını, sorumluluklarını ve eşyalarını düzenlemede yardıma gerek duyabilir. İdareyi tamamen elinize almamak koşuluyla, intizam, program, diş fırçalama gibi sıradan sağlık gerekleri ve ev işlerini yerine getirme türünden belirli bazı konularda, sıkı bir diretme içine girebilirsiniz. Tutarlı biçimde dayatılan makul beklentiler, bir çocuğun iç denetimine dönük rahat bir “duygu” edinmesine yardımcı olabilir.

Yeni zihnî bakış, genç adaylara, kişisel karar alma süreci için tamamen yeni bir çerçeve sunar. Onlar bunu kullanmaya alışırken, bağımsız olma ve tartışma istekleri arasında sürekli gidip gelirler. Bu arada, sizin bakış açınızı artık bir parça anlayabilecek durumda oldukları için, daha iyi tartışmacı haline geldiklerini de eklemeliyiz!

Karar alma pratiğinin oluşması, mesela bir yaz tatiline ilişkin planlar hazırlamada ortaya çıkabilir. Bir lise öğrencisi “tavsiyelerini almak” için anne-babasına başvurmuştu. Yaz okulunda bir kursa katılması gerektiğini biliyordu, ama aslında gezmek de istiyordu. Anne-baba önce genci kursa yöneltme doğrultusunda iknaya giriştiler. Ama çok geçmeden görüşlerini bildirmek yerine, sorular sorarak daha iyi sonuç alacaklarını kavradılar. Oğulları, akla gelebilecek her türlü duruma ilişkin fikir yürütürken, onlar tarafsız görünmeye çalıştılar. Sonunda genç, kursa yazılmaya karar verdi ve kendi kararına “sahip çıktığı” için sıkı çalıştı. Anne-babasının “dayatmasıyla” kursa katılan başka bir arkadaşı ise, dalga geçme yoluna gitti ve birinci haftanın sonunda kurstan çıkarıldı.

Çocukların sorumluluk üstlenmesine fırsat vermek, herkes için ıstırap vericidir. Ancak bu, tırmanmasını öğrenmeleri gereken bir başka dağ örneğine benzemektedir. Peki, olayımızdaki çocuk “yanlış” bir seçim yapmış olsaydı? Yine de öğreneceği pek çok şey olurdu.

Yeni yetişen gençlerimizin hem yerel hem de küresel anlamda yüksek başarılara ulaşmaları dilek ve temennilerimle…

            Faydalanılan Kaynaklar:

  • Irvin Yalom, Varoluşçu Psikoterapi, Çev.: Zeliha İyidoğan Babayiğit, Kabalcı Yay., İst.-1999.
  • Jane M. Healy, Çocuğunuzun Gelişen Aklı, Çev.: Ayşe Bilge Dicleli, Boyner Hol. Yay., İst. –1999.
  • John R. Searle, Bilinç ve Dil, Çev.: Muhittin Macit – Cüneyt Özpilavcı, Litera Yay., İst.-2016.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s