Haberleri Tahkik Etme

Musa Kâzım GÜLÇÜR

28 Eylül/2019

Giriş

يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا اِنْ جَاءَكُمْ فَاسِقٌ بِنَبَاٍ فَتَبَيَّنُوا اَنْ تُصٖيبُوا قَوْمًا بِجَهَالَةٍ فَتُصْبِحُوا عَلٰى مَا فَعَلْتُمْ نَادِمٖينَ

“Ey îman edenler, eğer bir fâsık size bir haber getirirse onu tahkik edin. Yoksa bilmeyerek bir topluluğa sataşırsınız da yaptığınıza pişman olursunuz.” (Hucurat, 49/6)

Tarihin başlangıcında günümüze kadar, toplum içinde yayılan haberlerin doğruluğunun araştırılmadan kabul edilmesi, çeşitli anlaşmazlıklara sebep olduğu gibi huzursuzluk ve problemlerin de kaynağı olmuştur. Bu sebeple, bir insanın böyle bir konuda nasıl davranması gerektiği yukarıdaki âyet-i kerime ile belirlenmiş olmaktadır.

Birçok müfessir bu ayet-i kerîmenin Velid bin Ukbe bin Ebi Muayt hakkında nazil olduğunu beyan etmiştir. Hadise şöyle cereyan eder:

Hz. Peygamber (sas), Benu Mustalik kabilesi İslam’ı kabul ettikten sonra, zekât tahsili için Velid bin Ukbe’yi gönderir. Velid oraya gider, ama korktuğu için geri dönerek, Hz. Peygamber’e Benu Mustalik kabilesinin zekât vermeyi reddettiklerini ve kendisini de öldürmeye kalkıştıklarını söyler. Bu haberi duyan Hz. Peygamber (sas) bir ordu göndermeye niyetlenir. Fakat tam bu esnada, Benu Mustalık’ın reisi Haris bin Dırar (Ümmü’l-Mü’minin Hz. Cüveyriye’nin babasıdır), yanında bir heyetle Hz. Peygamber’e gelir ve:

“Allah’a yemin ederiz ki, değil zekât vermeyi reddedip zekât görevlisini öldürmeye kalkışmak, biz Velid’i görmedik bile! Biz iman üzerindeyiz ve zekât vermeye de hazırız” der.[1]

Bunun üzerine bu âyet-i kerîme nâzil olur ve Efendimiz (sas) de;

“Teenni Rahmân’dan, acele etmek ise şeytandandır” buyurur.[2]

Nüzul sebebi, âyet-i kerimenin genel anlamını hiçbir tevil ve yoruma gerek bırakmayacak biçimde ortaya koymaktadır. Dolayısı ile fıskı sabit olan bir kimse, şayet bazı nakillerde bulunuyorsa, vermiş olduğu haberlerin doğruluğu dikkatli bir şekilde kontrol edilmelidir. Bu açıdan, fâsıkların haberlerinin mutlaka araştırılması gerekir. Haberlerin araştırılmadan kabul edilmesi halinde, ayette bildirildiği üzere, pişman olunacak sonuçlarla karşılaşılması kaçınılmazdır.

Burada açıklanması gereken diğer bir nokta ise fısk’ın ve fâsık’ın ne ve kim olduğu konusudur. İslâm tarihinin ilk dönemlerinde fısk, genellikle imandan çıkarmayan yasak davranışlar, fâsık da bu yasak davranışları yapan kimse olarak kabul edilmiştir. Bu anlamıyla fısk, İslâm’ın koymuş olduğu sınırlardan çıkmak demektir. Kelimeyi İbn Manzur, “isyan ederek Allah’ın emrini terk etme” olarak tanımlarken, Rağıb el-İsfâhânî de, “iman ettikten sonra dinin bazı hükümlerini çiğneyen ve uygulamayan kimse” olarak açıklamaktadır.

Nazik bir dönemde, Velid b. Ukbe’nin böylesine asılsız bir haberi doğru kabul edilerek hareket edilseydi büyük bir faciaya yol açılabilirdi. Bu bakımdan Allah Teâlâ, önemli bir konuda getirilen bir habere hemen güvenilmemesini, şayet şahıs fâsık ya da getirdiği haber itimada layık değilse, öncelikle haberin doğruluğunun mutlaka tahkik edilmesini bir ilke olarak vazetmiştir.

Bu önemli ilkeye dayalı olarak muhaddisler, Hz. Peygamber’den hadis rivayet eden kimselerin tercüme-i hallerini tahkik etmek amacıyla “cerh” ve “tadil” ilmini geliştirmişlerdir. Çünkü rivayet edilen bu hadisler daha sonraki nesillere tesir edecektir. Yine İslam hukukçuları bu ilkeye dayanarak, hukukî açıdan fâsık bir kimsenin şahitliğini kabul etmemişlerdir. Delilleri de bu âyet-i kerîme’dir.

İmam Kurtubi, “fâsık olduğu kat’i olarak tespit olunan kimsenin haberleri geçersiz olur. Çünkü haber emanettir. Fısk ise, onun verdiği haberin iptal edilmesi gereğinin bir delilidir”[3] hükmünü zikreder. Aynı konuda İmam Cessas ise, ayetteki “tahkik edin” ifadesini, fâsıkın şahitliğinin yasaklanmasına bir delil olarak görmektedir. Çünkü şahitlik, doğru bildiğini haber vermekten ibarettir. Fâsıkın şahitliği kabul edilmediği gibi, diğer hususlardaki haberleri de kabul edilemez. Hülasa, bilhassa din ile ilgili herhangi bir mevzuda, fâsıkın getireceği habere itibar edilmez.[4]

Ancak âlimler arasında, günlük veya sıradan konular hakkında araştırma yapılmasına gerek olmadığı konusunda görüş birliği vardır. Çünkü ayette “nebe” kelimesi kullanılmaktadır. “Nebe” kelimesi her haber için değil, sadece önemli haberlere atfen kullanılır. Bu bakımdan İslam bilginlerine göre, günlük konuşmalarla ilgili araştırma yapmak şart değildir. Sözgelimi, ziyaretine gittiği kimsenin evine girmek için izin istediğinde, kendisine “buyurun” diyen kimsenin, gerçek ev sahibi ya da bir fâsık olup olmadığının araştırılması gerekmemektedir.

Dolayısıyla ayetin anlamı geneldir. Ayet-i kerîme, fâsık olan birinin getirdiği haber karşısında, o haberi süzgeçten geçirmeyi ve tedbirli davranmayı istemektedir. Görevlerini tam olarak yapan doğru kimselerin getirdikleri haberler ise normalde güvenilirdir. Fâsıkın getirdiği haberler ise bunun istisnasıdır. Sadece görevlerini tam yapan ve doğru kimselerin haberlerini almak, tedbirli davranmak prensibinin bir parçasıdır. Çünkü doğru kişi, aynı zamanda doğru haber kaynaklarından birisidir.

Doğru haber getiren kimselere güvenme konusunda, tamamen şüpheci bir tavır takınmak, bütün haber kaynaklarından ve her haberden şüphelenmek ise paranoya sınırlarında dolaşma ve güven prensibine aykırılık anlamına gelir. Böyle bir durum hayatın akışına ve toplum içinde düzenin sağlanmasına da engeldir.

Günümüz Haberlerinin Süzgeçten Geçirilmesi

Bilhassa sosyal medyanın yaygın olarak kullanılmaya başladığı alanlardan biri de haber aktarımıdır. Geleneksel gazeteciliğe göre çok daha hızlı haber edinme imkânı sağlayan sosyal medya, neredeyse örneğine artık hiç rastlanmayan yurttaş gazeteciliğini de yeniden doğurmuştur. Bireyler şahit oldukları olayları, sosyal ağlar sayesinde çok kısa sürede binlerce hatta milyonlarca insana ulaştırma şansına sahip olmuşlardır. Günümüzde, akıllı telefon teknolojisinin gelişmesiyle birlikte, haberi hem internet aracılığı ile sosyal ağlarda paylaşmak hem de paylaşılan bilgilere kolayca ulaşmak mümkün hale gelmiştir.

Ancak bu durum, doğru bilgiyi yanlışından ayırmanın önemini daha da artırmış, insanlar bilhassa yalan ve kasıtlı bir şekilde üretilen yanlış haberlerle daha kolay manipüle edilir hale gelmişlerdir. Sosyal medya ortamında haber yayınlayan birçok insanın, gazetecilik mesleğinin inceliklerine vakıf olmadığı ve haber etik ilkelerini bilmedikleri unutulmamalıdır. İşte bu noktada, haberi doğrulama gereksinimi doğmaktadır.

Bugünün ağlarla sarılı dünyasında, insanlar bazen kasıtlı bir biçimde, bazen de şakalaşmak, beğeni almak, takipçi kazanmak ya da en basitinden kinci tavırlarından dolayı yalan haber üretmekte, yanlış bilgi ve söylentileri yaymakta kendilerince bir mahzur görmemektedirler. En yaygın ve yanıltıcı haber ve içerik türleri, önceki bir olayla ilgili ayrıntıların ya da iddiaların, orijinal bağlamlarından çıkarılması (yanlış zaman / yanlış yer), fotoğraf veya videoların yeniden biçimlendirilmiş halleri ile gelir. Bu içerikler, bir kasıt ile sosyal ağlarda paylaşılabilir ve aşağıda belirteceğimiz tekniklerin kullanılması neticesinde, yalan habere maruz kalan kişiler hata yapmaya zorlanır.

1. Photoshop veya diğer görüntü ve video işleme araçlarının kullanılarak, dijital olarak işlenmiş olan yalan haber içerikleri. Böyle bir içerik, muhtemelen yanlış yönlendirme amacıyla bir kişi tarafından paylaşılır ve bu türden bir yalan/yanlış haberine gerçekliğinin tespit edilmesi kısmen zor olabilir.

2. Sahte profiller tarafından üretilen sahte haber içerikleri. Bunlar, üzerinde fazla çalışmayı da gerektirmediğinden dolayı en yaygın olan türdür. Bunlar, yanlış yönlendirme amacıyla oluşturulan ve yüklenen sahte içeriklerdir ve bu da birkaç kategoriye ayrılır:

a. “Syrian Hero Boy” videosu gibi, birtakım aktörler kullanılarak profesyonel bir yapımcı tarafından çekilmiş film veya videolar. Bu tür içerikler çok orijinal görünebilir ve kendilerini çok gerçekçi hissettirebilirler.

b. Sahte içerik sitelerinde, terörist saldırılarından, ünlülerin kavgalarına kadar değişen konularda, bir internet kullanıcısından diğerine hızla ve yaygın olarak dağıtılan bir görüntü, video, bilgi parçası vb. son zamanlarda daha sık görülen bir eğilimdir. Bu tür haber kaynakları her zaman oldukça şüphelidir, ancak yine de bazen yerel bir medya bu hikâyeyi yanlışlıkla alır ve gerçekmiş gibi yayınlar.

Sahte/yalan fotoğraf ya da haber görüntüleri ile ilgili olarak şimdi sıralayacağımız hususların dikkate alınması, başkalarına haksızlık yapmama ya da manipüle edilmeme adına önemlidir:

1. Materyal orijinal mi?

Sahte bir görüntü, eski bir video, güncel bir olaydan veya hikâyeden alındığı iddia edilen, ancak yeniden oluşturulmuş ya da rötuşlanmış fotoğraflar konusunda ilk sorulması gereken soru, bu materyalin orijinal olup olmadığıdır. Baktığımız içeriğin orijinal olduğundan, yani, daha önce çevrimiçi olarak yayınlanmamış ve dijital olarak manipüle edilmemiş bir materyal olduğunu bilmek en önemli önceliktir. Bazı insanlar haber kurumlarını ve kamuoyunu aldatmak için bile sahte web siteleri oluşturur, Twitter hesapları açar, görselleri montajlar ya da videolara müdahale ederler.

2. Kaynak kim?

Doğrulamanın tam merkezindeki soru şudur: “Bunu nereden biliyorsunuz, kaynak kim?” Bir yayının, fotoğrafın veya videonun içeriğini doğrulamanın yanı sıra, kaynağı doğrulamak önemlidir. İçeriğin çok az ipucu vermesi durumunda, kaynak araştırması yapılarak, haber değeri yüksek gibi görünse dahi güçlü manipülasyonlardan korunabilme mümkündür. Doğrulama ihtiyacı, basitçe bilgi kaynaklarımızın çoğunun yanlış olduğunu varsayma gerçeği ile başlar. Bilgi kaynakları, kasten veya masum bir şekilde yalan söylüyor olabilirler. Sahteciler, hesap daha gerçekçi görünsün diye sıklıkla sahte hesaplarının kapak resmine Twitter’ın mavi hesap doğrulama işaretini dahi ekleyebilmektedirler.

3. Konum Neresi?

Bir gönderinin, fotoğrafın veya videonun konumunu doğrulamak, güvenilirliğin artmasına yardımcı olabilir ve sahte haber ya da içerikten kurtulmanın da güçlü bir yoludur. Bu, haritalar, uydu görüntüleri, cadde görünümleri ve coğrafi etiketli fotoğraflar ve videolar dahil olmak üzere, bir dizi veri kaynağından yararlanan “geolocation” olarak da bilinen, örneğin sitenize girenlerin hangi coğrafi konumda olduklarını görebileceğiniz bir işlemdir.

4. Ne zaman?

Bir gönderinin, fotoğrafın veya videonun ne zaman çekildiğinin belirlenmesi, özellikle birçok sahte gönderinin, eski içeriklerin, güncel olaylar hakkındaki iddialarla birleştirilerek yeniden dolaşıma alındığını fark etmek, haberdeki güvenilirliğin sağlanması açısından oldukça önemlidir. Bir video görüntüsünün tarihinin doğrulanması, doğrulama sürecinin en zor aşamalarından biri olabilir. İnsanlardaki korku duygusu, bilhassa da yalan söylentileri körükler. Bir kitlenin ne kadar çok toplumsal gerginliği varsa, söylentileri başlatmaya da o kadar meyilli olur.

5. Neden?

Bir sosyal medya kullanıcısının, neden belirli bir içeriği yüklediğini anlamaya çalışmak değerli olabilir. Bazı sosyal kaynaklar amatör bir tanık, bazıları profesyonel gazeteciler, bir kısmı aktivist, bazıları da devlet çalışanı olabilirler. Haber kaynağını motive eden hususun ne olduğunun belirlenmesi faydalıdır. Haber kaynağı, bir konuyu sadece anlatmaya mı çalışmaktadır? Yoksa bir kimseyi ya da bir grubu suçlamak için mi sosyal medyayı kullanmaktadır?

Sonuç

Haberleri tahkik etmeden kabul etmeme tutumunun yanı sıra, toplumuna ve insanlarına faydalı olmayı düşünen bir ferdin, ekstradan alması gereken bazı önlemler bulunmaktadır. Kısaca belirtecek olursak; muttali olunan bir haber mukaddesata, genel ahlaka, toplum değerlerine aykırı bir temada, objektiflik taşımıyor ve yanıltma işlevi görüyorsa, bu tür haberlerden uzak durma ve yayılmalarına aracılık etmeme insani ve İslâmî bir sorumluluktur.

Ayrıca mesnetsiz tenkitler ve hakaretler taşıyan, İslâm düşmanlığı veya ırkçılık ihtiva eden, bâtılı tasvir nevinden gerek resim gerekse metin olarak erotik unsurlar taşıyan, yalan ve dalgalandırma haber türünden yanlışlıklara aracılık eden, bâtılı güçlü ve organizeli gösteren haberlere karşı uyanık ve dikkatli olunması elzemdir.

Haklı olunsa dahi bilhassa sosyal medya üzerinden tartışmaların terk edilmesi, çözüm üretici ve yol gösterici olunması, yanlış düşüncelerin sadece ilmi ve yapıcı bir şekilde eleştiriye tabi tutulması, kişilerin şahsiyetleriyle uğraşılmaması ve hakaret edilmemesi, sert ve katı tabiatın bir faziletmiş gibi sanılmaması, karamsarlık ihtiva eden boş ve mesnetsiz yorumlara girilmemesi gibi unsurlar, insanın ruh ve zihin sağlığı açısından oldukça ehemmiyeti haizdir diyebiliriz.


[1] Beyhakî, es-Sünenü’l-Kübra, C. 9, s. 54–55 (Hadis no: 17975); İ. Ahmed b. Hanbel, Müsned, 4/279 (Hadis no: 18650). Bazı kelime farklılıklarıyla bu hadise, İbn Ebi Hatim, Taberani ve İbn Cerir; İbn Abbas, Haris bin Dırar, Mücahid, Katade, Abdurrahman bin ebi Leyla, Yezid bin Ruman, Dahhak ve Mukatil bin Hayyan’dan nakledilmiştir. Heysemî’de ise konu oldukça ayrıntılı bir şekilde işlenmiştir. Bkz.: Heysemî, Mecmauzzevâid, 7/108-111. Hz. Ümmü Seleme rivayetinde ise tüm hadise aynen nakledilmiş olmasına rağmen, Velid’in adı açıklanmamıştır.

[2] Tirmizî, Birr ve’s-Sıla, 66 (Hadis no: 2012); Beyhakî, es-Sünenü’l-Kübra, C. 10, s. 178 (Hadis no: 20270); Beyhakî, Şuab, C. 6, s. 211 (Hadis no: 4058); Ebu Ya’lâ, Müsned, C. 4, s. 206 (Hadis no: 4240).

[3] İmam-ı Kurtubi, El Camiu li Ahkâmi’l Kur’an, Kahire–1967, C: 16, s. 316.

[4] İmam-ı Cessas, El Ahkâmu’l Kur’an, Beyrut–1335, C: 3, s. 398.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s